theatre & coffee
21 Mart 2016 Pazartesi
Tiyatro nasıl geldin ?
Çağdaş Türk tiyatrosuna ilk önemli adım 1860'ta yapılan Gedikpaşa Tiyatrosu'yla atılmıştır. 1861'de bu tiyatroyu kiralayan Güllü Agop, 1868'de Osmanlı Tiyatrosu adlı bir topluluk kurarak Türk yazarlarına ve Türkçe oyunlara yöneldi. 1870'te Sadrazam Ali Paşa'nın İstanbul'un çeşitli bölgelerinde Türkçe oyunlar sergileyen tiyatrolar kurması koşuluyla kendisine sağladığı destekle, Türkçe oyunlar oynama imtiyazını 10 yıl elinde tutan Güllü Agop'un topluluğunda Ermeni oyuncular yanında Müslüman Türk oyuncularda yetişti. Bu oyuncular içinde en ünlüsü Ahmed Fehim'dir. Osmanlı Tiyatrosu'nda Namık Kemal, Ahmed Mithat Efendi, Abdülhak Hamid, Recaizade Mahmut Ekrem gibi ünlü şair ve yazarların yapıtları, Ahmed Vefik Paşa'nın usta işi Moliere uyarlamaları, özellikle ünlü Fransız melodram, güldürü ve vodvillerinin çevirileri, kantolar, müzikli oyunlar ve operetler sahnelendi. Güllü Agop'un Osmanlı Tiyatrosuna yön verdiği 15 yılın en önemli sonuçlarından biri de izleyicinin tiyatroya alışması oldu. Bu arada padişahlarda tiyatroya büyük ilgi gösteriyordu. Abdülmecid 1858'de Dolmabahçe sarayının yakınında bir saray tiyatrosu, tiyatroya baskı ve sansür koymasıyla ünlü Abdülhamid de 1889'da Yıldız Sarayı'nın bahçesinde yabancı tiyatro ve opera oyunlarının sahnelendiği bir tiyatro salonu yaptırdı.
![]() |
| Afife Jale |
Türkiye'de Batılı anlamda tiyatronun kuramsallaşması ve Türkçe oyun sergilenmesi yolunda Ermeni sanatçıların katkısı, melodrama ağırlık veren Mardiros Mınakyan ve Ahmed Vefik Paşa'nın Moliere uyarlamalarına ağırlık veren Tomas Fasulyeciyan'ın katkılarıyla sürdü. Bu dönemde halk tiyatrosu sanatçılarının tuluat adı verilen yeni tür bir tiyatro geliştirdiği görüldü. Batı tiyatrosunun konukları ve tipleriyle geleneksel tiyatronun tiplerini ve oyunculuk biçimini birleştiren ve doğaçlamaya dayanan tuluat, bir anlamda ortaoyunun sahne üstüne çıkarılmış biçimiydi. Ortaoyunu ustalarından Kavuklu Hamdi'nin önderliğinde 1875'te ortaya çıkan bu tür, Cumhuriyet'in ilk yıllarına değin yaygın bir biçimde yaşadı.Türk oyuncuların eğitimi için bir konservatuvar ve yerel yönetimce parasal açıdan desteklenen bir uygulama sahnesi oluşturulması yolunda ilk adım ise 1914'te Darülbedayi'nin kurulmasıyla atıldı; ilk Türk kadın sanatçı olan Afife Jale'de sahneye ilk kez 1920'de Darülbedayi'de çıktı. Tiyatroda Batı modelinin benimsendiği hazırlık aşaması döneminde oyun yazarlığında patlak bir atılım görülmedi. Yazarlar, daha önce hiç denemedikleri bir türde kalem oynatırken ister istemez Batılı ustalara öykündüler. Türk yazarları en çok etkileyen yabancı kaynaklar Victor Hugo'nun ,Shakespeare'nin, Moliere'nin oyunlarıyla yabancı melodramlar oldu. Bu bakımdan Türk dram sanatının İbrahim Şinasi'nin yazdığı ve ilk özgün Türk oyunu olan Şair Evlenmesi'yle (1860) başladığı kabul edilir. Bu oyunu, özellikle romantik yurtsever duygularıyla yüklü oyunlar izledi. Bu yapıtlar içinde en ünlüsü Namık Kemal'in Vatan Yahut Silistresi'ydi (1873). Meşrutiyet'ten sonra da özgürlük konusunu işleyen romantik tarihsel oyunlar ağırlık kazandı. 1839- 1923 dönemi içinde yazılan oyunlar genel olarak komediler, tarihsel dramlar, romantik dramlar, orta sınıf trajedileri ve melodramlardı. Bu dönemde yazılmış yüzlerce oyundan günümüzde de oynanabilir olanların sayısı çok azdır.
http://tiyatro.balikesir.edu.tr/tiyatro_turk.htm
tiyatoraaaaaaaa
SELLLOOOO !!!!Ben Ankaramın bozkırından, griliğinin rengarenkliğinden, denizsiz ama samimi mekanlarından kopamamış bir garip Ankaralı tiyatro severim. Ankara'yı bana eşsiz kılan bir çok faktör var ki biriside belkide en önemlisi AST. Ankara Sanat Tiyatrosu, Ankaramın en sanat kokan sahnesi,evi,yuvası,aşkıdır. Eskiler daha iyi bilir ama biz gençler de aşık olduk AST a. AST NEDİR ?İsmail abisiyle,serpil ve mediha ablasıyla, birbirinden değerli hocaları ve oyuncularıyla,dostluklarıyla ve hatta Ziya hocamızın Sakal'ıyla tarifsiz aşktır AST. Madem başladım bu blog işine bi yazımda da AST ımı doya doya yazayım o zaman :DYazın stajımı İstanbulda yapıcam. 1.5 ay kadarcık. Ama boş geçmesin istiyorum. Staj - ev staj- ev olmasın.Sanat olsun, Tiyatro olsun. Tiyatro sohbetli kahveli olsun istiyorum. Sadece alacağım edebiyat dergilerini karıştırmakla geçmesin istiyorum. MSM ! Ah ne çok isterdim orada eğitim almayı. sadece orasıda değil, 35.5 ta ,Craftta , Oyun Atölyesinde. Ne çok isterdim sahne tozlarını yalayıp yutmayı. Uzun uzun araştırdım da yok anacım yaz kursları yok yok yok. MSM nin var,var olmasına da mayısta başlıyor. E anam babam ben mayısta saçımı bok topuzu yapmış göz altlarım hortlak olmuş bir şekilde pafta hazırlıyor olacağım tabii ki Ankarada. Öğrenciyim, şehir planma okuyorum odtü de,finallerim var. bana da günah ama. Şunu haziranda başlatsaydınız ya, e benim güzel Müjdat ağabeyim. Nasıl da taparım kendisine. Kısmet değilmiş.
Çok dert yandım !!! E o zaman hadi el atıverin de bu Zeycupcağzınıza bi toz yutacağı sahne bulun.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


